16 Eylül 2013 Pazartesi

Dan Brown - Cehennem beklentileri karşılamadı.



Cehennem'i okudum. İlkin herkes bu kitabi okumalı diye düşünürken Türkiye kısmından sonra kitabı yakmam gerektiğini anladım. Floransa'nın ve Venedik'in tarihi güzelliklerini anlatan, latince cümlelerle göz boyamaya  çalışan, ticari bir romandan ibaretti. Yazmak için yazılmıştı. Dan Brown gerilimi yüksek tutmayı biliyor ama iş sonuca ulaştırmaksa bu eserinde sınıfta kalıyor. Okuyucuyu ters köşeye yatırmak için bastan beri güvendiğimiz bir karakteri esas kötü yaparken hiç bir ipucu vermeden işaret ediyor. Bu da önceki sayfalardaki konuşmaların boş olduğu izlenimini uyandırıyor. Cehennemin Türkiye seçilmesi de ayrı bir konu. Bir çok kültürü içinde barındıran İstanbul'u Dante'nin Cehennemi'yle lekelemesi acı verici. Özellikle hem Hristiyanlığın hem de Müslümanlığın başkenti olma özelliğini asırlardır koruyan İstanbul'a verilen izlenim kayıp bir şehir imajı olmuş. Sanki doğu ile batı kültürünü birleştirememiş ve ortada kalmış gibi duruyor. Ve yazar bunu dile getirmekten başka bir şey yapmamış. Floransa'da iken pahalı bir turist rehberini andıran baş karakterimiz İstanbul'da bir turistten ileri gidememiş.  Müslüman bir Türkü canlandıran Mirsat karakteri bizlere Hristiyanlığın ve Müslümanlığın ne kadar da benzer olduğunu anlatıyor. Ancak bu büyük bir hata yazar için. Çünkü karakterin yapmacıklığı ve islam kültürünü bir alt mezhep gibi göstermesi kitabın tüm inandırıcılığını öldürüyor. Müslüman bir insandan kesinlikle beklenmeyen cümleler işi bozuyor. Floransa'dan sayfalar dolusu bahseden Brown'un İstanbul'la ilgili toplam 2 sayfa kadar bilgi vermesi, İslam kültürünü Hristiyanlığınn bir mezhebi olarak yamamaya çalışması bilgili okuyucunun kitaba ve yazara olan inancını kırıyor. Yazar Türkiye, İstanbul ve İslam hakkında cehaleti ile şaşırtıyor. Hz. Muhammed ve Hz. Ali haricindeki tüm peygamberleri ve azizleri cennete yollayan Dante gibi bir yazarın cehennemi olarak İstanbul'u seçmesi şehrin tarihine buyuk bir hakarettir. Her konuda yorum yapan esas kahramanımız nedense bu detayı atlıyor. Bu da yazarın tüccarlığının ve iki yüzlülüğünün bir göstergesi olsa gerek.
En çok da sonuç insanın canını sıkıyor. Kara veba diyerek bizi büyük bir komploya hazırlayan yazar, kısırlığı önümüze getirince beklentiler sönüyor. Geri kalan 500 sayfa bir boşluktan ibaretmiş gibi geliyor. O kadar koşturmacanın ardından kahramanın hiç bir işe yaramaması, virüsün zaten patlaması kitabı bir turist rehberi konumuna getiriyor. Bir de virüsün sadece kısırlığa yol açtığı anlaşılınca kitaptaki herkes bir seviniyor, hatta "Acaba antivirüs bulmasak mı?" şeklinde cümleler karşılıyor bizi. Bu gerçekten beni sinirlendirdi. Olayın dini boyutunu bir kenara bırakalım. Her kim olursa olsun kimsenin benim bedenimde söz sahibi olmasını istemem. Hiçbir söz hakları yokken insanların kısırlaştırılması çok yanlış. Kısırlaşan onlarca insanın elinden bir gelecek kurma hayalini alıyorsunuz. Soyunu devam ettirme, kanından bir can dünyaya getirme duygusunu yerle bir ediyorsunuz. Bir de kalkmış "Böyle bir dünyaya çocuk getirilmez." cümlesini kuruyorsunuz. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra dedenizin dünyaya küsüp soyunu devam ettirmeyeceği kararını aldığını düşünün. Geri dönüp ona bağırmak istemez miydiniz? "Yapma! Ben buna değerim. Yaşamımı daha olmadan elimden almaya hakkın yok!" diye kızmaz mısınız? Ben yapardım. Şöyle bir şey de var. Kitapta su kaynakları tükendiğinden, gıdalar azaldığından falan insan soyunun kısıtlanması gerektiği düşünülüyor. Bu çok bencilce bir düşünce değil mi? Hz. Adem'in prezervatif taktığını hayal edin. Tüm o büyük insanların hiç dünyaya gelmeyeceğini farz edin. Ne kadar kahredici. Ne kadar bencilce. Bir kişinin bencilliği yada 4 milyarın bencilliği. Geriye zarar görecek bir kişi kalsa dahi bunun adı bencilliktir. İnsanları gerekli gereksiz ayıramaz, onların varoluşlarına karşı gelemeyiz. Kimsenin hayatı üzerinde hak iddia edemeyiz. Sonuç olarak kitabı beğenmedim ve bilgisi olmayan kimselerin kitabı el üstünde tutması beni üzdü. Türkiye'ye hak ettiği değeri vermeyen yazara karşı artık hoşgörülü duygular beslemiyorum.

1 yorum:

  1. merhaba
    aşağıdaki blog adresimden Dan Brown cehennem kitabının içinde geçen resimlere eserlere bakabilirsiniz.
    http://beyhanok.blogspot.com/2013/10/dan-brown-cehennem-kitabnda-gecen.html

    YanıtlaSil

eklemek istediğin bir şey varsa çekinme, söyle :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...