20 Nisan 2014 Pazar

Banshee - Bağımlılık yapan adamın dibi inanılmaz bir dizi...


Mucik24 nam-ı diğer geveze kardeşiniz güzel bir dizi izlerse ne yapar? Tabi ki paylaşır. Hiç bencil değilimdir. Özellikle yakışıklı karizmatik gözleri hüzünle parlayan ama bir yanardağ kadar ateşli ve yakışıklı F-16 gibi güçlü sağlam bir karakter görünce onu Türk milletinin asil genç kızlarıyla paylaşmak boynumun borcudur. Türk milletinin asil erkekleri sizi de unutmadım. Bu abimizin kadın versiyonu dizide epeyce bulunuyor. Ve hepsi abimizin en az bir defa kontrolünden geçiyor. Her neyse :) Gelelim harika dizimize. Banshee gal dilinde ölüm perisi anlamına geliyor. Yüzüklerin Efendisindeki elflere aşina olanlar o elflerin kötü versiyonunu düşünsünler. İşte Banshee karanlık kötücül elf demek. Dizide bahsi geçen küçük kasabanın ismi Banshee. Ancak kasaba ne kadar küçükse barındırdığı sırlar da o denli büyük. Uyuşturucu, fuhuş ve gasp. Bu güzel (!) şeylerin hepsi Banshee'de mevcut. Ve hepsinin ardından da tek bir isim çıkıyor: Kai Proctor. 
Peki bizim esas kahramanlarımız kim ve Banshee'ye nasıl yolları düşüyor? Dizinin esas kahramanı altta göreceğiniz yakışıklı.


İlk bölümde onu hapisten çıkarken görüyoruz. Job adında çok seveceğiniz birine gidiyor ve "O nerede?" diye soruyor. Ortalığı yıktıktan sonra adreste belirttiği üzere Banshee'ye geliyor. Ve uğruna 15 sene yattığı kadının adını değiştirdiğini, 2 çocuk annesi olduğunu, evli olduğunu öğreniyor. Bunun üzerine, kadere kendince lanet etmek adına Sugar adlı abimizin barına gidip bir bardak tekila söylüyor. Barda üç kişi var. Sugar, esas oğlan ve kahvaltısını yapan genç bir adam. 3. adam konuşunca onun kasabaya yeni atanmış şerif olduğunu öğreniyoruz. Tam bu sırada bara elleri silahlı 3 soyguncu giriyor ki bunun kötü bir denklem olduğunu izleyen herkes görüyor. Bir barda, bir şerif, 15 yıllık bir mahkum ve o an barmenlik yapan eski bir boksörün ( Sugar) karşısına üç yeni yetme ve pervasız soyguncu koyarsanız sonucu ölümden başka bir şey olmaz. Ne yazık ki henüz ilk iş gününü göremeden şerifimiz ölüyor. Bizim mahkum diğer üç adamla birlikte onu da gömerken şerifin telefonu çalıyor. Yakışıklı mahkum telefonu açıp "Ben Şerif" deyince ben ve sanıyorum diğer bütün diziseverlerin burnuna aksiyon dolu bir hikayenin kokusu geliyor. Bu arada esas kızımızı da unutmamak lazım. 


Dizi gerçekten çok iyi. İki gündür izliyorum ve 2. sezonu bitirdim. Fuck'sız geçen tek bir cümle yok. Ben de bu arada ingilizcemi geliştiriyorum. Bayanlar çıplaklık konusunda inanılmaz rahat.Kurşunlar havada uçuşuyor. Ve esas oğlan her bölüm bir kadınla beraber olup, en az üç kişiyi dövüyor. Anlayacağınız güzel bir diziye daha merhaba diyoruz. Bahsetmek istediğim bir karakter daha var ki bu ablamız\abimiz travesti ve hacker. Aynı zamanda çok iyi bir dövüşçü, silah ustası. Tüm bu muhteşem karakter kompozisyonuna bir de çekik gözlü olması eklenince ortaya ilginç, keyifli bir şeylerin çıkması kaçınılmaz. 




Canınız aksiyon istiyorsa bu dizi tam size göre diyorum. izleyin ve izletin ölmeden önce... :D




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

eklemek istediğin bir şey varsa çekinme, söyle :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...