replik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
replik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2013 Cuma

Some Like It Hot ( Bazıları Sıcak Sever ) - Muhteşem Ötesi



Billy Wilder'in muhteşem ötesi filmi... İnanılmaz komik... Ayakta alkışlıyorum. Replikleriyle çıtayı o derece yükseltmiş ki bu filmden sonra aynı kaliteye ulaşılabilir mi bilmiyorum. İlk 15 dakikası "Sıkılma! Birazdan güzel olacak! Sakın ilerletme!" şeklinde kendime kontrol telkini uygulayarak geçti. 15. dakikadan sonra "Daha fazla gülersem komşular evi basacak!" korkusuyla yankılandı. Kahkahalarım, yalan değil, gecenin 4.14'ünde bütün binayı salladı. 1959 yılı, bu filmi şimdi yapsalar bu denli güler miydim bilmiyorum. Belki de o eski filmlerin sıcaklığı, o dönemin samimiyeti beni etkiledi. Beklenmedik bir anda çarptı. Gerçekten beklemiyordum. İlk dakikaların sıkıcılığından, bir de bana has kontrol dışı ilerletme bağımlılığımdan, çok zor geçti. Ama sonra zamanın nasıl geçtiğini fark etmedim. İzleyin, İzletin!


Konu unutulmazfilmler.com'dan geliyor efendim.

Kariyerlerinde zorlanan iki Chicago’lu caz müzisyeni Joe ve Jerry 1929’da yaşanan bir katliamın iki tanığı olmuş, kendilerini gören gangsterlerden de canları pahasına kaçmışlardır. Kasabayı terk etmek ve yeni bir iş aramak durumunda kaldıkları için Miami’de bir kadınlardan oluşan bir müzik grubuna katılıp gizlenmek onlara fazlasıyla cazip gelmiştir. Kadın gibi giyinip Josephine ve Daphne adını alan ikilinin önlerinde atılmak üzere oldukları oldukça tuhaf bir serüven vardır. En iyi yönetmen, senaryo, erkek oyuncu ve görüntü yönetimi dahil altı dalda Oscar’a aday olan Billy Wilder filmi kostüm dalında ödülü kazanmayı başarmıştı.


Herşey bu kadar değil elbette. Bizim Joe kendi çapında bir Don Juan. Kızları etkilemesiyle ün salmış. Sugar  (Şeker) ile konuşurken onun saksafon çalan erkeklere bağımlı olduğunu, kendini bu illetten kurtarmak için kızlar orkestrasında ukulele çaldığını öğreniyor. Hazır Florida'ya gelmişken kendine milyoner bir koca bulmak isteyen Sugar'ın karşısına, zengin varis kılığında çıkıyor. Bu tanışmadan sonra, film boyunca tek bir kez duyulan 'Some Like It Hot' cümlesi ekrana geliyor. 



Daha bitmedi. Jerry de Daphne adıyla erkeklerin kalbini çalarken zengin playboy Osgood'u cazibesiyle delirtir. Bizim Joe Sugar'ı "yatım var" hesabıyla kandırırken, playboy Osgood'u yatından uzaklaştırmak Daphne'nin görevidir. Buluşmanın sabahında öyle bir sahne ekrana gelir ki gülmekten izleyenler sandalyesinden düşer. ( Örneğin ben :) ) Geceki tangonun heyecanından sıyrılamayan Jerry yatakta dans etmektedir. O an Joe pencereden odaya girer. Replikler şöyle:

Joe: Ne oldu?
Jerry: Ben nişanlandım.
Joe: Tebrikler. Kim bu şanslı kız?
Jerry: Benim.
Joe: Ne?!
Jerry: Osgood evlenme teklif etti. Düğünü haziranda planlıyoruz.
Joe: Sen neden söz ediyorsun. Osgood ile evlenemezsin.
Jerry: Sence benim için çok mu yaşlı?
Joe: Jerry ciddi olamazsın.
Jerry: Hep kızlarla evlenip duruyor.
Joe: Ama sen...sen kız değil, erkeksin. Bir erkek niçin senle evlensin ki?
Jerry: Emniyet için.
Joe: Jerry uzan iyi değilsin.
Jerry: Bana çocukmuşum gibi davranma! Aptal değilim. Sorun var biliyorum.
Joe:  Tabi sorun var.
Jerry: Sorun annesi. Onun onayını almalıyız. Sigara içmediğim için endişelenmiyorum.
Joe: Jerry bir başka sorun daha var.
Jerry: Ne gibi?
Joe: Balayında ne yapacağınız gibi.
Jerry: Onu tartışmıştık. O Rievera'ya bense Niagara Şelalelerine gitmek istiyoruz.
Joe: Jerry delirdin mi? Bundan paçayı sıyıramazsın.
Jerry: Devam etmesini ummuyorum. Zamanı gelince ona söyleyeceğim.
Joe: Mesela ne zaman?
Jerry: Mesela törenden hemen sonra. Çabucak boşanırız. Bana güzel bir nafaka bağlatır. Ben de her ay o nafaka çeklerimi alırım.
Joe: Jerry dinle beni. Yasalar var. Olmaz bu.
Jerry: Joe, bu bir milyonerle evlenmek için son şansım.
Joe: Jerry, nasihatımı dinleyecek misin? Her şeyi unut, tamam mı? Sadece kendine bir erkek olduğunu söyle. 
Jerry: ( Üzgünce ) Ben bir erkeğim.

 

Filmin son sahneleri... Joe ve Sugar botun arkasında mutlu sonlarını yaşarken Osgood ve Jerry öndeler.
Replik şöyle: 

Osgood : Annemi aradım. Öyle mutlu oldu ki ağladı. Onun gelinliğini giymeni istiyor beyaz dantelden.
Daphne : Osgood, annenin gelinliğini giyerek evlenemem. O ve ben aynı şekilde yaratılmamışız.
O : Gerekirse tadilat yaparız.
D : Hayır, olmaz. Osgood sana karşı dürüst olmalıyım. Biz evlenemeyiz.
O : Neden?
D : Şey… Birincisi ben doğal sarışın değilim.
O : Önemli değil.
D : İkincisi, sigara içiyorum.
O : Umurumda değil.
D : Korkunç bir geçmişim var. Üç yıldır bir saksafoncuyla yaşıyorum.
O : Seni affediyorum.
D : Asla çocuğum olmayacak.
O : Evlat ediniriz.
D : Anlamıyorsun Osgood. Ben bir erkeğim.
O : Sıkma canını. Kimse mükemmel değildir.




Trailer:

                          

Marilyn Monroe...Hayal kadın...







Josephine ve Daphne... :)






7 Eylül 2011 Çarşamba

V for Vendetta... Freedom! Forever!


Bu filmle ilgili söylenebilecek o kadar çok şey var ki hangi birini söylesem bilemiyorum. Replikler, sahneler ve oyunculuk... Sanki hepsinin üzerinde bir yarım asır çalışılmış gibi muhteşem. Natalie Portman ve Hugo Weaving'in oyunculuklarının zirveye çıktığı bir yapım. Öyle ki Hugo Weaving'in canlandırdığı V karakterinin yüzünü film boyunca bir kez bile görmememize rağmen V'yi sanki tanıyormuşçasına içimize işletiyor. Muhteşem derin sesiyle de fikir kavramını en uç noktalarıyla anlamamızı sağlıyor.
Peki kim bu V?
Hükümet halk üzerindeki otoritesini sağlamak için kendi ürettiği bir salgını ülkenin su içme tesislerine yayıyor. Böylece kadın yada çocuk demeden binlerce insanın ölmesine neden oluyor. Halkın önüne de iki şık sunuyor. " Tanrının kurallarına karşı geldiğiniz için ölüyorsunuz. Ya dindar olur bizim partiye oy verirsiniz. ya da ölmeye devam edersiniz." Bu andan sonra hükümet kendi salgınının ilacını yine kendi veriyor. "Bakın biz dindarız, tanrının yolundayız. Tanrı o nedenle bizi iyileştirdi." imajını yayarak insanları kendi çatısının altında topluyor. Ve Tanrı rolüne soyunarak inançlı olmadığını düşündüğü kişileri bir bir aforoz ediyor. Aforoz adı altında topladığı bu insanları birer denek hayvanıymışçasına işkence ve tıbbi deneylere maruz bırakıyor. Bu kişilerden biri de V. Üzerinde oynanan deneyler sonucu hastalığı yenen ve kendi savaşını başlatan V. Deneylerin yapıldığı laboratuvar aniden patlayınca V de alevler içinde kalıyor ancak ölmüyor. Bu yaralar nedeniyle de film boyunca maske ile dolaşıyor.


 bu maskenin altında bir yüz var...
ancak benim değil.
ne altındaki kaslardan daha "ben"dir o yüz...
ne de altındaki kemiklerden.
bu maskenin altında
etten daha fazlası var.
bu maskenin altında
bir fikir var!
ve fikirler kurşun geçirmez!..

Geri döndüğünde halkın tamamen hükümet tarafından robotlaştığını görünce kusursuz bir planla karşımıza çıkıyor. Her anını ayrı ayrı hesapladığı bu plan bir saat gibi bir yıl boyunca hiç durmadan işliyor. Bu yolda ilerlerken kader onu Evey ( Natalie Portman) ile karşılaştırıyor. Yani fikri değil maskenin ardındaki adamı gören kadınla... Filmin başında şu cümleleri duyuyoruz.

"Fikirler soğuktur. Fikirleri sevemezsiniz. Onlara aşık olamazsınız." Herkes V maskesini takmış yollara dökülürken Evey o maskenin ardındaki adamı düşünüyordu. Son anda bile onun yolu ve misyonu için savaştı o kadın.

İşte filmden replikler:


--Sapkın, eski niyetler bile kutsal kitaptan çalınırken, ben en çok şeytanı oynarken aziz gibi görünürüm. 
--Korku, bu hükümetin esas aracı haline geldi. 
--Kurşunlarınız var, ancak silahlarınız boşaldığında ölmüş olmamı ümit edin. Şayet ayakta kalırsam silahlarınızı dolduramadan ölmüş olursunuz. 
(Defalarca kurşunlandıktan sonra) Sıra Bende. 
--Bu maskenin altında etten daha fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var, Bay Creedy. Ve fikirlere kurşun işlemez. 
--hayır,lütfen... Bu maskenin altında bir yüz var, ancak o ben değilim...bu maskenin altında kaslar var ve ardında kemikler... 
--İşte! İlk kez ben de nefret olduğunu sanmıştım. Tek bildiğim nefretti, nefret dünyamı sarmıştı,nefes almam bile nefret doluydu.. Vesonra bir şey oldu,sana olduğu gibi... 
--Burada 872 tane şarkı var... Hepsini dinledim, ama hiç biriyle dans etmedim. 
--dans edilemeden yapılan devrim yapılmaya değer değildir. 
--Tanrı gibi ben de işimi şansa bırakmam ve rastlantıya inanmam. 
--Bu yüzden kötülüğün üstüne şeker serpeceğiz. 
--Ama böyle vukuatlı gecelerde doğru yerlere vasıl olduğum için kendimi size tiyatral bir varlık olarak sunma gereğini duyuyorum. Voila! Karşınızda basit bir vodvil gönüllüsü var, vicdanın hem kurbanı, hem de katili olarak savaşan bir gönüllü. Yüzümdeki bu maske vasat bir görüntü yaratmak için varolan bir kostüm parçası değildir. 
--Verilecek tek karar intikamdır. Bir kan davası, ve bir amacı var boşuna değil. Değerler ve dürüstlük vakti geldiğinde kazanacak, ve zulüm son bulacak biliyorum. 
--Uzmanlık alanım ritm sazlardır ama bu gece bütün bir orkestrayı kullanmak niyetindeyim. Bana katılırsan büyük onur duyarım. 
--Ama Sabret Bu müzik adalet için çalacak ve ben bu konçertoyu bizden alındığı günlere ithaf ediyorum ve adalet gözettiğini sanan sahtekarlara tabiki. 
--Hatırla, hatırla, 5 Kasım gününü hatırla, patlamayı, ihaneti ve komployu, bu ihaneti unutmak için hiçbir neden bulamıyorum. 
--Burası evim, ben gölge galerisi diyorum. 
--Çalmak malın sahibinden olur. Eleştirenden çalamazsın, benim yaptığım temizlemekti. 
--Seni orda bıraksaydım şu anda Creedy nin sorgu hücresinde olurdun, tutuklarlar, işkence ederler ve beni bulmak uğruna belki de öldürürlerdi. Yardımından sonra seni bırakamazdım, bende seni güvenli olabileceğini düşündüğüm tek yere getirdim, evet, evime. 
--İnsanlar hükümetlerinden korkmamalı, hükümetler insanlarından korkmalı.
--Binalar semboldür, yok etmenin bir sembolü. Sembollere insanlar güç verir, tek başına semboller anlamsızdır, ama yeterli sayıda insanla, binaları(sembolleri) havaya uçurmak dünyayı değiştirir. 
--Şiddet iyi yönde kullanılabilir. 
--seni on dakika önce öldürdüm. 
--Ve sen bütün alçaklığımı ortaya çıkardın ve yine sen kutsallığı kullanarak eziyet ettin. Aziz kılığına girerek şeytanın rolünü üstlendin.( Piskopos: Lütfen merhamet et!)Bu gece olmaz, piskopos bu gece olmaz. 
--Gerçeklerin gücünü bildiğim sürece kainatı bile fethedebilirim...

14 Ağustos 2011 Pazar

The Godfather: Bir efsane baba...




Sinemalar yorumu:



Sicilya'dan göç eden Corleone ailesi, Amerika'da yerleşme çabalarını sürdürürken kendilerine kaba kuvvet kullanmaya kalkan ve yapmaya kalktıkları her işten haraç isteyen bir takım kimliği belirsiz kişilere karşı onlar da kaba kuvvet kullanmaya ve bunda da başarılı olmaya başlayınca kendilerini tahmin bile edemeyecekleri bir yaşantının içinde bulurlar. Bir taraftan son derece katı örf ve aile yaşantısı diğer tarafta ise acımasızca önlerine çıkanları yok etmeye başlayan Corleone ailesi bir müddet sonra Amerika'nın en korkulan mafya topluluğu haline gelmiştir. Kendileri her ne kadar mafya değil bir aile olduklarını söyleseler de.







Genç Vito Corleone 1910'larda Sicilya'dan New York'a göç eder. Ailesinin geçimini sağlayabilmek için çeşitli işlerde çalışır ve yavaş yavaş yükselmeye başlar. Michael Corleone ise 1950'lilerde ailesinin işlerini düzenlemek için Las Vegas, Hollywood ve Küba arasında mekik dokumaktadır.








Don Michael Corleone artık genç değildir. Ailesini bu suç zincirinin dışına taşımak ve gençleri şiddet içeren bu yeraltına dünyasından uzaklaştırmak istemektedir. Corleone ailesinin Vatikan ile olan maddi bağlarını kontrol etmeli ve çok sevdiği kızı Mary ile yeğeni Vinnie arasındaki duygusal yakınlaşmanın da önüne geçmelidir.




Film basit bir mafya filmi gibi gelebilir size. Ancak öyle değil Marlon Brando'nun ve Al Pacino'nun mükemmelin üstünde oyunculuk sergiledikleri bir başyapıt. Ve filmde geçen replikler de yüzyılın en iyi replikleri seçilmiş. 





Soy ağacı Vikipedi'den:




İkiz Kız
Andrew
Johhny Fontane
Frank
Antonio Andolini
Mother
Tom Hagen
Theresa
Victor
Paolo Andolini
Vito Corleone
Carmella
Michael Francis
Santino Corleone
Sandra
Federico Corleone
Constanzia Corleone
Carlo Rizzi
Applonia
Michael Corleone
Kay Adams
Anthony Corleone
Mary Corleone



Replikler:



[gece yarısı Don Corleone ofisine girer ve Tom Hagen'ı içki içerken bulur]

Don Corleone: Bana da bir yudum ver.
[Hagen elindeki bardağı ona uzatır]
Don Corleone: Karım yukarıda ağlıyor. Evin önüne bir sürü araba geliyor. Consigliore'im, artık herkesin bildiği gerçeği Baba'na da söylemelisin.
Tom Hagen: Anneme bir şey anlatmadım. Birazdan olanları anlatabilmek için seni uyandırmaya gelecektim.
Don Corleone: Önce bir içki içeyim dedin.
[Hagen evet anlamında başını sallar.]
Don Corleone: Artık içkini içtin.
Tom Hagen: Sonny'yi geçidin orada vurmuşlar. Öldü.
[Baba duyduğu bu haber karşısında bir tepki vermez, yalnızca gözlerini kapatarak birkaç dakika sessiz kalır]
Don Corleone:[sonunda konuşur] Hiçbir soruşturma yapılmasını istemiyorum. İntikam alınmasını istemiyorum. Beş Aile'nin başkanlarıyla bir toplantı ayarla. Artık savaş bitecek. Bonasera'yı ara. Ona ihtiyacımız var.
----------------------------
[Sonny kız kardeşi Connie'yi ziyarete gider. Onu kendisiyle gözgöze gelmekten korkan kaçamak tavırlarını görünce şaşırır]
Sonny: Ne oldu sana böyle? Ne oldu?
[şişmiş yüzünü görünce neler olduğunu anlar. Kız kadeşinin kocası Carlo'yu bulmak için kapıya yönelir]
Connie: Benim hatamdı!
Sonny: Nerede o?
Connie: [ağlayarak] Sonny, lütfen. Benim hatamdı. Kavgayı ben başlattım. Lütfen Sonny..
[Sonny biraz sakinleşir, ona sarılır ve alnından öper]
Sonny: Tamam, şimdi sana bakması için bir doktor bulacağım.
Connie: Sonny, lütfen bir şey yapma. Lütfen ona bir şey yapma.
Sonny: Senin neyin var? Bebeğini daha doğmadan babasız bırakacağımı mı düşünüyorsun?
[Connie gülümser, Sonny onu bir kez daha öperek omuzlarını silker]
Sonny: Tamam mı?
[sonra da Carlo'yu dövmeye gider]


Luca Brasi: Don Corleone, kızının düğününe beni de çağırman benim için büyük bir şeref. Umarım ilk çocukları erkek gibi erkek olur.
-------------------------------
Calo: Sicilya'da, kadınlar tabancadan bile tehlikelidir.
------------------------------
Don Corleone: Ailenle vakit geçiriyor musun? Güzel. Ailesiyle vakit geçirmeyen bir adam asla gerçek bir adam olamaz.
-----------------------------
Don Corleone: Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım.
-----------------------------
Clemenza: Tamam, diyelim ki ikisini de vurdun. Sonra ne yapacaksın?
Micheal: Oturup yemeğimi bitireceğim.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...